DEPREM VE SONRASI
Türkiye son depremlerle birlikte, ‘asrın kıyametini yaşadı…’
O büyük kıyametin 6.ncı ayında; irili-ufaklı sarsıntılar devam ediyor.
Öncelikle insanımız kendisini toparlayabilmiş değil!
Geçtiğimiz günlerde Elâzığ şehrimizi/ birkaç mahalleyi gezdim!
Gezdim dersem, ‘irkildim…’ Bir ürküntü ile birlikte üzüntü geldi içime…
Şehrimizde, ‘binlerce bina hasarlı…’ Ne yazık ki, ‘yıkılmayı bekliyorlar’
Bir gerçek varsa, “TOKİ başarılı bir imtihan verdi!”
Elbette ki, bu milletin sağduyusu bütün öfke bulutlarını yutacak güçte!
Bizim burada üzerinde titrediğimiz konular var…
Bu şehirde; şehir insanının üç veya dört nesil boyunca hafızalarda taşıdığı ve de hatıralarda canlı tuttuğu, “Mahalle Kültürü…”
Bu kültür, şehrimizin dinamikleri oluyordu!
Deprem Fayları sadece binalara hasar bırakmakla/ veya yıkmakla kalmadı,
Şehrimizin kültür dokusunu da derinden etkiledi.
İnsanların olduğu kadar, ‘mekânların dili…’ olduğunu da söyledik mi?
Bu şehirde bir yanda adamakıllı iki veya üç yeni mahalle kuruldu!
“Allah, devlete zeval vermesin…” diyoruz.
Dün ne derdik, “Mahallenin bakkalı/ veya kasabı/ veya berberi/ veya muhtarı…”
Dün ne derdik, “Mahallenin aksaçlısı/ veya kâmil insanı/ veya hafızası…”
Her mahalle tabir yerinde ise “bir büyük aile…”
O sıcaklığı, o esenliği, o serinliği veriyordu bizlere…
24 Ocak 2020 Elâzığ Depremi ve hemen akabinde; “bizleri evlerimize hapseden pandemi dönemi!”
Sosyal hayat bir yana, ‘akrabalık bağları bile sarsıntı geçiriyordu’
Hatırlarsınız, “bir ramazanı evlerimizde geçirmek zorunsa kaldık!”
Köyümüze/ veya tarlamıza, ‘izin kâğıdı ile birlikte gidebiliyorduk’
Neler ve de neler terk edilmedi ki?
Ortalık biraz durulur derken, “06 Şubat 2023 Kahramanmaraş Merkezli 7’nin üzerinde iki deprem art arda şehirlerimizi sarsıyordu!”
Bu büyük kıyametin üzerinden 6 ay geçti… Geçti ama içimiz kan ağlıyor!
“Deprem Sonrası…” binlerce binanın enkazı birbiri ardınca kaldırılmaya başlandı!
Ve şimdi üst üste uyarılar birbirini kovalamaya başladı!
“Deprem Bölgesi İçin Toz Uyarısı…”
Ve ilgililer, ‘ciddi ve kalıcı problemlere yol açabilir…’ ikazında/ uyarısında bulunuyorlar.
Gün be gün enkaz kaldırılıyor!
Enkaz kaldırma sırasında, ‘toz bulutlarından söz edebiliriz!’
İşte o tozlu ortamlar; “kalıcı hastalıklar…” bırakabiliyor.
Sadece, yaşlıları değil; “sağlıklı kişileri de derinden etkiliyor!”
İlgililer/ meslek uzmanları; “Bu tozların içerisinde ‘asbest’ ya da ‘silika’ gibi diğer inorganik partiküller de var.
Deprem ve sonrasında demek ki, dertler ve sıkıntılar birlikte yürüyor.
İnsanımıza artık çok güçlü psikolojik desteklerin/ moral takviyelerinin olması elzemdir.
Günümüzde artık psikologlar, sosyologlar, eğitimciler, din adamları müşterek büyük bir gayretin içerisinde görev üstlenmelerinin elzem olduğunu da söylemek isterim.
Zilzal Suresinin son iki ayeti şöyle;
“Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.
Her kim zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.”
Deprem ve özelliklede sonrasına dikkat kesileceğiz!
“Sonradan meydana gelen gelişmeleri…” büyük bir titizlikle takibinde olacağız.
Özellikle de, “hayırda yarışan bir toplum olmak!”
Önceliğimiz ve de kaygılarımız, ‘insan…’ olacak.
Erdemli, güvenilir, dürüst, ilkeli, adil, sağlıklı, esenlikli bir toplum dokusu…
Burada, “niyet, amel ve istikamet…” önemli!
Elbette bugünlerden geleceği inşa edeceğiz.