GASPIRALILAR LAZIM
Nobel Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ın, Özbekistan’ın Başkenti Semerkant’ta 07 Haziran 2023 tarihinde, “Türk Devletleri Teşkilatı Türk Üniversiteler Birliği Rektörler Özel Toplantısında…” yaptıkları konuşma her bakımdan dikkate şayandır.
Sayın Sancar konuşmalarında şu ifadelere yer veriyorlardı;
“Ben Nobel Ödülü’nü aldığımda, sadece kendimi değil, sadece Türkiye Cumhuriyeti’ni değil, bütün Türk Dünyası’nı temsil ettiğimi hissediyordum, bunu biliyordum ve bununla büyük bir gurur duydum. Fakat aynı zamanda içimde bir ezginlik vardı. Biz büyük medeniyetler yaratmış büyük bir Türk milletiyiz. Ya, ben niye Nobel kazanan ilk Türk olayım?”
Haklı ve yerinde bir serzeniş!
Aziz Sancar’ın konuşmalarından pasajlar alacağım…
“Yıllar sonra, Batılı yazarlardan çıkmış eserleri okudum ve anladım ki, gerçekten 750 ile 1250 yılları arasında Türk Dünyası bilim dünyasının merkeziydi. Gerçekten, biz büyük medeniyetler yaratmışız. Ama bir sürü nedenlerle ondan sonra bilim yapmayı bıraktık ve Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri bizi geçti. Bunu çözmemiz lazım.”
Aziz Sancar, Türk Dünyasını/ İslâm Coğrafyasını yakından tanıyor… İçerisinde gönül coğrafyamıza karşı beslediği büyük bir sevda var.
Aziz Sancar’ın içi o kadar yanıktır ki,
“Gerçekten de, biz Türklerin yaklaşık son 500 yılda bilime doğru dürüst katkı yapamadığımız ortadadır. Peki, neden yapmadık? Bazı insanlar buna ‘zeki olmadığınız için’ yanıtını verir. Ancak bilim yapmak genetik veya zekâ meselesi değil, gelenek meselesidir.”
Sayın Sancar, Uluğ Bey, İbn-i Sina, El-Biruni’nin yaşadıkları dönemlerde, “Türk Dünyası’nda bir bilim ortamı…” olduğundan söz ederler. Bu bilim ortamında, “yüzlerce bilim insanının varlığından…” konuşmalarında ifade ederler.
Neler yapmamız gerektiği konusunda da görüşlerini maddeler halinde belirtirler.
Sadece madde başlıklarını vermek istiyorum;
Birincisi, bilim, adaletin, özgür düşüncenin ve sorgulamanın olduğu ortamlarda yeşerir.
İkincisi, temel bilime öncelik vermeliyiz..
Üçüncüsü, kız ve erkek çocuklarımıza aynı eğitim fırsatı vermeliyiz.
Dördüncüsü, çocuklarımıza çok erken yaşlarda deney yapmayı öğretmemiz lazım.
Beşincisi, politika ve din bilime karıştırılıyor, bunları kesinlikle ayrı tutmak lazım.
Altıncısı, bilim adamlarını din ve politikanın dışında tutmak lazım.
Yedincisi, bilim adamlarına liyakata dayalı imkân sağlanmalıdır..
Sekizincisi, insanlar bilim yapmaya başladıktan sonra onlara özgürlük vereceksiniz, şunu yap, bunu yap demeyeceksiniz.
Dokuzuncusu, bütün bunların dışında benim kanaatimce bir Türk, Türk Dünyası’na bir vefa borcu, bir sevgisi olmadan iyi bir bilim adamı olmaz.
Prof. Dr. Aziz Sancar’ı her zaman için takdir ettiğimiz duruşudur;
“Türk Milleti’ni temsil ediyorum diye düşündüm. Ve o bana hem güç verdi, hem de sorumluluk kattı. Ben her yaptığımda bundan ben ne alırım, Türk Milleti ne alır diye düşündüm. Ve bu benim için bir güç kaynağı olmuştur.”
Sayın Sancar’ın Türk Dünyasına/ Bilim Dünyasına çağrıları şöyle;
“Türk Üniversiteler Birliği Türk Cumhuriyetleri üniversiteleri arasında öğrencilerin ve öğretim üyelerinin değişimini sağlamak ve Türk Dünyası’nda ortak öğretim alanı oluşturmak için çalışmalar yürütmektedir. Türk Dünyası’nda ortak bilimsel çalışmaları da kapsayacak şekilde daha da genişletilmesini arzu ediyorum ve Türk Cumhuriyetleri yöneticilerine bu faaliyetlere daha fazla bütçe ayırmalarını öneriyorum.”
Yazımızın Başlığına, “Gaspıralılar Lazım!” dedik.
Rahmetli Gaspıralı İsmail (1851-1914), “Dilde, işte, fikirde birlik…” sözleriyle Türk topluluklarının birleşebileceği fikrini, günümüzden “bir asır öncesinde savunmanın da ötesinde eylem hareketinde bulunacaklar…”
Gaspıralı’nın, “Basın ve Eğitim Çalışmaları…” günümüze de ışık tutmaktadır.
Gaspıralı İsmail’in hayatı dopdoludur… Fikirleri, Düşünceleri, Çalışmaları, ‘aşılayıcı bir rüzgâr misali’ Türk Dünyasında eser!
Kırım Bahçesaray onun zamanında, ‘ihya olacaktır, inşa olacaktır, cazibe merkezi olacaktır.’
Gaspıralı İsmail, 1878-1884 yılları arasında Kırım Bahçesaray Başkanıdır.
22 Nisan 1883 tarihinde Kırım Bahçesaray’da ilk Türkçe Gazete, “Tercüman Gazetesini” çıkaracaktır.
Bu gazeteyi çıkardığı yıllarda, “Şemsettin Sami, Ahmet Mithat, Mehmet Emin…” gibi dönemin önemli isimleriyle de görüşmeleri olduğunu biliyoruz.
“Âlem-i Nisvan” isimli ilk kadın dergisi himayelerinde çıkacaktır.
“Âlem-i Sibyan” isimli çocuk dergisi de, Tercüman Gazetesi’nin eki olarak yayınlanacaktır.
Gaspıralı’nın en büyük hedefi nedir?
“Bahçesaray’da, yeni usullerle eğitim veren okulu açmaları!”
“Bahçesaray’da ilk usulü cedid mektebini ablası Pembe Bolatukova’ya açtırması…”
Gaspıralı ’yı anlatırken; “O idealist bir öğretmen…”
O bir idareci/ Belediye Başkanı… O, iyi bir edebiyatçıdır…
O iyi bir eğitimcidir… O bir gazetecidir…
Yüreğiyle Türk Dünyasına kollarını açan asrın büyük kahramanıdır…
Günümüzde de, ‘bizim kahramanlara ihtiyacımız var’
Bu toprağa, ‘canım feda olsun…’ diyebilecek vefalı dostlara ihtiyacımız var.
Sorarım Sizlere?
85 milyon Türkiye’de, “Türk Dünyasına Yönelik Kaç Dergi/ Gazete/ Yayın Organı Çıkıyor?”
Bu yönde, “ne kadar sosyal, kültürel, iktisadi ve de eğitim amaçlı faaliyet yapılıyor?”
2023 yılında neredeyiz?
Nerelerde Olmalıyız?
Selam ve Muhabbetle…