GÜN DOĞAR GÜN BATAR
Gün doğar, gün batar; böyle gelmiş, böyle gider
Ne garip, iskeleti olmayan ham ve cüce fikir
Ey heybetli mazim, hani nerede zengin istikametim!
Ezanım günün beş vaktinde; salâh der, felâh der
Gel gör ki, koca gemiyi bir türlü iflah olmaz ifrat çeker
Sandım vücudumu saran bütün ağrılarım!
Hasrete yanmayan gözlerin adımları nereye?
İdrake dokunmaz mı?
MECALİM TİTRER
Bir gözsüz akrebe mecalim titrer
Ayaksız yılandan kaçar adımlarımız!
Bir küçük kurt giydirir ipekten duvaklar
Kâh bir sineğe çaresiz kalmış beşer
Kâh bir karıncadan ders almış Süleyman!
Gök tavan yer döşek toprak mahşerinde,
Yetmiş bin âlem
GECELER
Geceler, geceler bana sığınak
Sessizlik, ah ölüm çöken sessizlik
Fikir, geceleri boğan sağanak!
Akıl, şu koca bedene barınak!
TAKVAYLA ÖRTÜN
“Alnın açık, başın dik olmalı” bütün ömrün
Hakk’a eğik, halka tevazu içinde görün
Ne makamdır, ne mevki, insana değer veren;
Güzel ahlak elbisen olsun, takvayla örtün!
EZANLAR
Ezanlar ki, müslüman’ın hürriyet kasidesi
Dinmemeli yüreklerde hidayet şelalesi
Kenetlensin tefekkürle dağılan her parça
Şahadetler vahdetin ilahi mersiyesi
EY MAĞRUR NEFİS
Ey mağrur nefis âlemin elinde çaputsun
Kini, öfkeyi meşrebinde toplayan putsun!
Zulüm bir ateş, kendi sarayını yakmada;
Vaveylâ sen de, hele masumun ahı tutsun!
ZAN
Zannımca der, şüphelerini ekler
Akıl, idrak, iz ’an, şuur bertaraf
Nesli hüsrandır, felaketini bekler
ANLAT EY AKIL
Kendisini dev aynasında gören
Görmez mi çevresinde dağ gibi ören
Toprağa düşüp çürüyen beden;
Anlat ey akıl, seni nedir düren?
FERYAT EDERİZ!
Basın, “toplumun aynasıdır” deriz
Aynalara feryad-ı figan ederiz
Su üstüne düşen gölgeler yaman
Tuvali aslına tercih ederiz!
YONTULMAK İSTERİM
Budanmak, kesilip yontulmak isterim!
Tutunacak bir dal, budak olmak isterim
Gölgesiz, meyvesiz bir ağaç neye yarar;
Güneşe siper, âleme miğfer olmak isterim!
FİKİR TALAN OLDU
Zulmün teşhir vitrininde fikir talan oldu
Asrımızda sözün sermayesi yalan oldu
İnsanı dıştan içe, içten dışa fetheden;
Tefekkür mimarının eseri nalan oldu
PETEK ALTI KÖŞELİ
Göz göz petek altı köşeli
Arı, bin bir çiçekten bal alır
On bir heceli altı duraklı
Şair özümden bal alır!
RAHMETİNLE YAGILA
Yârab, rahmetinle yargıla deriz
Yaramıza merhem ol, sargıla deriz
“Senden geldik, Sana dönücüleriz!”
Garipler safında, sorgula deriz!
SES OL
Ufuk ötesindem ses ol, nefes ol
Sarıl bir yumak çileğe heves ol!
İrfandan ümrana taşınan şehre;
Sahiplen, ilme-hikmete kafes ol!
MİLLET ALÇALIR
Kur’an’ı başından tutmayan millet alçalır
Ki, çaresiz; cihanda zelil ve rüsva kalır
Yarab! Gözler kör, kulaklar sağır, diller sessiz!
Ve maskara olur, âleme; amansız kalır
TÜRK’ÜN MİZAHI
Karagöz’de, Türk’ün mizahı saklı
Orta oyunu günümüzde yasaklı
Kendi yürüyüşünü terk etmiş;
Batıyı taklit ve kopyada aklı!
FİTNE
Fitne, bin bir tuzak kurmuş ülkemde
İlk değil, son da olmayacak; tuzak!
Mehmed’im tuzağı, tuzakla bozar
Huzura bayrak sarılır, ülkemde
Ülkem mavi atlas, bozkır Anadolu…