İNSAN DÜŞÜNDÜKÇE
Bedrettin KELEŞTİMUR
İnsan, düşündükçe, düğümler çözer
Çözülmeyen hiçbir düğüm kalmasın
Düğümü kendi yapar, kendi bozar
İçinde, bozuk nakarat kalmasın
SAKIN KENDİNİ
Sakın kendini, bir nefes ne ki deme!
Bir nefes, nazara çıkan yol da orda...
Bir nefes, pazara çıkan yolda orda...
Nefes, hayat yolunun son perdesi
Perde ötesi perdeden geçilir,
Bir nefes, süzülür hayat rıhtımına...
GÜN DOĞDU
Gün doğdu, karıncalar gibi dağılır
Zaman, imbikten ağır ağır sağılır
Kâinatı inşada büyük gayret;
Hamiyetli, ülkü insanı sevilir
Gün doğdu, genç ihtiyarı seferber
İnsan, insanın derdinden haberdar
Mutluluk rüzgârı eser gün boyu
İnsan, insanın sırrına perdedir
MÜNEVVER İNSAN
Münevver insan olmanın gayesi,
Beklemez, ne makam, şöhret payesi
Vakar, ilimden, marifetten geçer,
Yüreksizin erken çıkar foyası...
ZULÜM
Zulüm, yanan cehennem ateşidir
O ateşin, köklerinde fitnedir
Ey mü'min, fitne ateşini söndür?
Gayret ha gayret, imanın gereği!
"İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!"
Devlet, başımıza taçtır, moraldir
Moralin kaynağında ki, adalet!
Vatan savunmasında, etkili silah!
HASTALIĞIN SEBESİ
Hastalığın sebebi, sevgisizlik!
Sevgisizlik nöbeti, ilgisizlik
Hislere dokun, yarayı görürsün
Kemre bağlayan yara, vefasızlık!
Her derdin çaresi, şifası, kerem!
Gönüller, sır dünyasına pencerem
Bilirsen insan, âlemde muhterem
İyiliği ilmek ilmek çözersin
BAYRAK
Biliriz, en büyük sevdanın rengi
Aklım, fikrim, zihnim şâhadet eder
Yıldız akar, hilâl nakış ahengi
Rabbim şühedaya hidayet eder
Bir hilâl uğruna verilen cengi
Kan kırmızı renginde hikâyet eder
ÖLÜM
Ölüm, dirilişin uhrevi hali
O halin, sırra açılan minvali
O an, ruhuma dokunur ahvali
Kederin, çilenin bittiği yerde;
Ahir zamanın vuslat elbisesi
Nurani nakışlar içerisinde,
Kamil insanda, derviş nefesidir.
MUHABBET İSTERİM
Gönül dolusu, muhabbet isterim
Muhabbetin, hüsn-ü zan, kerem olsun
Muhabbet, her demde gönül yıkasın
Sözün evlâsında, dökülür terim
Terim, misk-i amber koksun isterim!
Latif bir hal, miski amber kokasın...
BAYRAĞA
Yüreğimin harıyla tutuşur rengin,
Cihanda yoktur başka bir ahengin
Enginde dalgalan başım hür olsun
Şafak söker, şehadet kızıllığında
Toprağa dokunsun rengin, ahengin
Tevhit lisanında, “şehitler ölmez”
Öper bayrağı, alnında ay yıldız
GİTTİM GÖRDÜM...
Gittim, gördüm, geldim
Dünü, hali, yarını...
Zamanı, ipliğe serdim
Üç günde vuslata erdim!
Hayata dokunsan ağlayacak
Türküler, içten dağlayacak
Bir duru sevgi bağlayacak
BAYRAĞIN KIZILLIĞI
Bayrağın kızıllığı ruhumu okşar
Şer niyeti öfkesine tutsak eder
Şâhadetim, rüzgârla bayraklaşır
İhanet, dilimizi aksak eder
Toprağın kokusu içime sinmiş
Ey bayrağım, özüm seninle dinmiş
Cepheden cepheye ecdadı anmış
Bayraksızlar ülkeyi ifsat eder
Gök mavisinde kızıllığın güzel
Gönül kapısında allığın güzel
Toprağa düşen sıcaklığın güzel
Gönül gözü kör, cana haset eder
Akılsıza, vicdansıza düş de gör
Karanlık düşlerde, şuurları kör
Basireti bağlanmış izanı yor
Argümanı yok, kimden neşet eder?
Vehm-i güman, her yanı haşat eder
Bayrağımla konuşur, dertleşirim
Derdimi, kanatlandırır şiirim
Bize lütufkâr ikramı mahşerim
İhanetin cümlesi ifsat eder!
Vatan, millet, bayrak ezan has bize
Zaman olur acısıyla yas bize
Bir olma şuuru, ulu ses bize
O ses, anlayana; cihana nefes!