Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 03.03.2026 17:20

İRAN’A SAVAŞ AÇANLAR

Facebook Twitter Linked-in

İRAN’A SAVAŞ AÇANLAR

Bedrettin KELEŞTİMUR

Bölgemizde, ‘kıyamet’ kopuyor. Savaşlar her geçen zaman diliminde yayılma eğilimi gösteriyor. 

07 Ekim 2023 tarihinde başlayan GAZZE felaketinde toplam ölü sayısı 72 bin 97’lere ulaştı!..

Tarihin en acımasız, her geçen günü vahşet dolu Gazze felaketinde, savaşın başladığı günden günümüze kadar, ‘çocuk, kadın ve korumasız insanlarında aralarında bulunduğu 72 bin insan hayatını kaybediyordu’ Dünya, İsrail’in bu acımasız katliamına, ‘seyirci ve de çaresiz kalıyordu...’ 

Tarihler, 24 Şubat 2022 tarihini gösterdiğinde, Rusya, “Ukrayna’nın askerden ve Nazizm’den arındırılması için Ukrayna’ya; “askeri operasyon.” düzenliyordu. 2026 yılının 24 Şubat tarihinde; “Ukrayna- Rusya Savaşı 4.ncü yılını dolduruyordu.” Hele günümüzde savaşlar, her iki taraf için de büyük bir yıkımı beraberinde getirir. Bölge giderek ısınıyor/ veya ‘gerilim giderek tırmandırılıyor’ dersek yanılmamış oluruz. Özellikle ülkemizin kuzeyinde yer alan, ‘Karadeniz rahat değil!’

Bir anda, Yerküresinde dikkatler “Pakistan ve Afganistan arasındaki çatışmalara çekiliyordu!” Çatışmaların 4.ncü günündeyiz, can kaybı da giderek artıyor...

Belki de, 21.nci asrın en tehlikeli ve de bunalımlı günlerine girmiş bulunuyoruz. “200 savaş uçağıyla birlikte ABD ve İsrail tarafından İran’a bombalar yağdırılıyordu.” İster istemez tarihin büyük felaketi çok yakınımızda cereyan ediyor... 

ABD ve İsrail’in, Tahran’ı hedef aldığı bu büyük saldırıya, “Epik Öfke Operasyonu” adını veriyordu. 

Tahran bir anda alevler içerisinde kalıyordu. İran Dini Lideri Ali Hamaney’in de içerisinde bulunduğu üst düzey yönetim ekibi hava saldırılarında ilk hedef noktasında yer alarak katlediliyorlardı. Bu bir felaket, bir büyük yıkım olarak da karımıza çıkıyordu İsrail ve ABD’nin hedefinde, Gazze’de olduğu gibi acımasızdı; “eğitim anında okullara bomba yağdırabiliyorlar!” Ve dahası, “hastahaneler hedef alınabiliyordu!”

O kadar garip/ veya garabet dolu bir açıklama kimden geliyor, Rıza Şah Pehlevi’nin oğlu Reza Pehlevi’den geliyor... ABD’nin, İran’ın başına getirmek istediği Reza Pehlevi, Trump ’un başlattığı operasyonda hayatını kaybeden 3 Amerikan askeri için yayımladığı mesaj şöyle; “Rejim tarafından öldürülen 3 Amerikalı kahraman ve yaralanan 5 kişi için kalbim sızlıyor. İran halkı onlara sonsuza dek borçludur. Yaslı ailelerine; Lütfen büyük sevgimizi, en derin başsağlığı dileklerimizi ve sonsuz şükranlarımızı kabul edin.” İşte, ABD böyle köle ruhlu/ veya kendisine sonsuz derecede bağlı ve itaatkâr bir şahsiyeti ABD’nin başına getirmek ister... 

ABD ve İsrail ittifakıyla, ‘tarihin en büyük yıkımını yaşayan İran Coğrafyası...’ Bu coğrafya, aynı zamanda bir, Türk-İslâm Coğrafyasıdır. Türkiye’den sonra en fazla Müslüman Türk’ün yaşadığı bir coğrafyadır. “Tebriz, Şiraz, İsfahan, Hemedani, Kermenşah, Meşed, Nişabur, Herat vesaire isimler...” bu milletin yabancısı olmadığı/ veya tarihi köklerimizin bulunduğu coğrafyadır. 

İran’ın, 2026 yılı nüfusu, 93 milyon 168 bin civarında... Yüzölçümü, 1 milyon 648 bin km2...

İran’ın yüzölçümü, Türkiye’nin yüzölçümünün takriben, 2,5 katına yakın... 

Km2’ye, takriben 57 kişi düşüyor. İran’da, şehirleşme kültürünün yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

İran’da, farklı bir hükümet sistemi var; “Teokrasi, İslâm Cumhuriyeti, Üniter Devlet, Başkanlık Sistemi...” İran’ın seçimle gelen devlet başkanı, Türk Kökenli, Mesut Pezeşkiyandır...

İran’ın Güneyinde, Basra Körfezi ve Umman Körfezi... Kara Komşuları arasında; Afganistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Türkiye, Irak, Kuveyt ve Pakistan... Kuzeyinde Hazar Denizi yer alıyor...

İran, tarihi gelenekleri olan bir devlet... İran’da yaşayan Türklerin sayısı takriben, 30 milyon civarında...

8 ila 11.nci asırlarda bu coğrafya tarihin Medeniyet Coğrafyasıdır... Yüksek bir kültürün, Yüksek bir İlmin ve Yüksek bir Moralin hâkim olduğu Coğrafya... Özellikle Selçuklu tarihini ve kültür iklimi üzerinde eserler verilmesini arzu ederim...

İran’a savaş açanlar, Ortadoğu Coğrafyasını bütünüyle, ‘kolonileştirmek istiyorlar’ 21nci asrın haydutları bu coğrafyanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yağma ve talanı düşünüyorlar. Açıkça bu tarihi coğrafyaya, ‘hükümran olmak istiyorlar’ Nasıl bir hükümranlık derseniz; “Firavun tarzı, Nemrut tarzı, Karun tarzı” bir hükümranlık...

Türk Hava Yollarının, İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün’e olan seferlere şimdilik 6 Mart 2026 tarihine kadar iptal edildiği açıklanıyor. Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirliklerine ise uçuşlar 3 Mart tarihine kadar durdurulduğu belirtiliyor.

İran özellikle, Katar’da, Suudi Arabistan’da; ‘doğalgaz ve petrol rafinerilerini hedef almış bulunuyor’ 

Bölgedeki en küçük bir kriz bile Türkiye’yi yakından etkiliyor. Özellikle de, ‘ekonomimizi...’ derinden etkilemektedir. Ekonomik sıkıntılarımızı biraz daha zorlayacak bir savaş iklimini yaşıyoruz. İnşallah en büyük temennimiz, “mübarek Ramazanlı günlerde sulhun ve barışın İslâm Âleminde hakim olmasıdır” 

 

ŞÂHADETİN SICAKLIĞI

Gözyaşında şâhadetin sıcaklığı

Oruçla muhabbetin aklığı

İftar vakti, sahur vakti dualar,

Ümmetin üzerinde esenliği...

Sabrın, sükûtun vakte yolculuğu...

Kin, öfke, nefret duvarını yıkacak!

 

KÜFÜR, MÜNAFIK ELELE

Küfür, münafık elele kara bulutlar gibi

Görürüm İslâm âlemini param parça...

Akl-ı Selim, Sağduyu, vicdan terazisi...

Yüreğimi ısıtır, tarihin köklü mazisi!

Ey seyyahı fakih! Sende tarihi okurum...

Ey o asil doku, asrıma hüccet et!

Ortadoğu'da tarihin gözyaşı döktüğü;

Kalbi bir hasretin içinde yakarır...

 

NE İSTİYOR

Yirmi birinci asrın güçlüleri,

Ne istiyor, "ölüm kusan savaşlarla"

Kendisine tabi, tutsak koloniler

İtaat etmeyene füze yağdırır 

Korku dolu dehşetle caydırır

 

SAVAŞ 

Savaş, simsiyah kara bulut gibi

Akar "âdem”e cehennem rüzgârı

Veyl onlara, kötü çığır açanlar

Akılsızlar, bu âlemden yüzgeri

Şura ehliyle ister gönlüm sulhu!

 

KİBİR

Kibir, kabir azabı kadar fena

İyilerle vahdet, vuslata sena 

Birlik içine düşmesin ikilik 

İkilik, zehir kusan kör bir belâ

Riyadan uzak dur, huzurdan yana

 

SULHA MERHABA

Damla oldum, deryalara karıştım

Gonca oldum, baharlara eriştim

Yürek oldum, sevdalarla yarıştım

Sulha, birliğe, dirliğe merhaba

 

YÜKSEK DAĞLARIN...

Yüksek dağların arasında saklı 

Cennet misali bir vatana vardım

Dağlar, vadiler içinde yol alan

Murat’ın narin kaynağına vardım

Düşündüm, Alparslan yürekli aklı 

O aklın, zafer meydanına vardım

DÜNYAMIZ...

Dünyamızı haydutlar, haramiler sardı

Saldırı, zulüm ölümler insanları yordu

Ortadoğu ateş çemberinde alev alev...

Hürriyetler kan ter içinde hüsrana düştü

GÜNEŞ, AY...

Güneş, ay gibi kendi menzilinde 

Döner, insanda semazenler gibi...

Zaman akar, insan akar, kâinat;

Yüzer deryada,

 

DUA...

Dua, hakka açılan yoldur bize

Rahmet rahmet saçılan cevher bize

Cennet gülü seçilen huydur bize

Duada gözyaşı, bahar muştusu

 

FİRAVUN SİYASETİ!

Nedir o siyaset?/ Kur’an bizlere haber veriyor;

“Gerçekten Fir’avun o memlekette (Mısır da) zorbalığa kalktı Ve halkını (kendisine muhalefet etmesinler diye) çeşitli fırkalara böldü. Onlardan bir kısmını (İsrailoğullarını) güçsüz bırakmak istiyor. (Yeni doğan) oğullarını boğazlıyor, Kadınlarını (kızlarını) ise sağ bırakıyordu. Çünkü o fesat çıkaranlardandı.” (Neml, 4)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —