KÖRFEZ KIRİZİ GERÇEKTE TUZAKTI
Gözlerinizi Ortadoğu’ya çevirdiniz mi?
İnsanlık tarihinde, ‘kadim bir medeniyet coğrafyası…’ olarak bilinir.
Ortadoğu Coğrafyası, 7.nci asırla 15.nci asır arasındaki zaman diliminde,
Günümüz, Avrupa’sı olarak da yorumlayabilirsiniz…
İnsanlık Medeniyetinin her alanda zirvesinde… Öyle ki, Maveraünnehir ’den Anadolu’ya doğru akan büyük bir hikmet çağlayanına şahit olursunuz!
En acı olan da nedir, ‘tarihin seyrinin değişmesi…’
18.nci yüzyıldan itibaren Akdeniz’den Alplere doğru kayan bir rüzgâr vardır.
Batı Medeniyetinin 19.ncu yüzyıldan sonra Ortadoğu’da giderek siyasi kontrolü de eline alma çabaları!
“Böl- Parçala ve Yönet!” veya “Böl-Parçala-İdare Et!” stratejik hamleleri…
O hamlelerde, “İşgaller, iç savaşlar, darbeler/ ihtilaller, suikastlar, terör veya bilumum müdahaleler…” görülebiliyor. Acılar, çığlıklar, feryatlar, kan ve gözyaşıyla ilmek ilmek dokunan hazin ve de hüzün veren fotoğraflar…
O acılar içimize o kadar sinmektedir ki, uykularımızı zehir eder.
Her seher vakti, “Yârabbi! Türk ve İslâm âlemini asrın fitnesinden, tuzaklarından, her türlü kötülüklerden Sen Koru. Rahmetini bu milletin/ İslâm âleminin üzerinden eksik eyleme! Âmin”
Cahit Yaycı Paşa Birinci Körfez Harekâtı için ne diyorlar; “Komşu ülke Irak, 1991’de başlatılan Birinci Körfez Harekâtı ile dünya gündemine fiili olarak giren ve yenidünya düzeninin ilk adımı olarak da değerlendirilen bir ülkedir.”
Kutsal Kitabımız, “Bölünmeyiniz, Parçalanmayınız!” Buyuruyor. Bölünme nedir? “Devlet Kudretinin elimizin altından kayıp gitmesidir…”
Küresel ve de istilacı güçlerin bütün marifeti nedir? İsmini de kendilerinin verdiği bir sistem içerisinde “enerji hatlarını ve kullanımını tamamen kontrolleri altına almaktır!”
Batı Dünyasının kafasında, “Şark Meselesi…” vardır.
Ortada bir girift bilmece yok, efendim!
Biz öncelikle, Anadolu Coğrafyasından hadiselere bakacağız.
Yakın-Orta ve Uzakdoğu için bizler, “gönül coğrafyamız” ismini veriyoruz.
Gönül Coğrafyamızın içerisinde yer alan, “Afganistan 27 Aralık 1979 tarihinde Sovyet Askerleri tarafından işgal edilecektir. Takriben 10 yıl süren (15 Şubat 1989’a kadar) Sovyet İşgalinde, “bir milyon 500 bin insan hayatlarını kaybedecek!”
Afganistan Sovyet İşgalini başından def etti derken, 2001 Ekim ayının 7. Gününde ABD’nin 11 Eylül Saldırısını bahane ederek ABD’nin Afganistan’a girdiğini göreceğiz!
Savaşlar birbirini takip edecektir. 1980-1989 yılları arasında ‘galibi belli olmayan uzun yıllar sürecek bir savaş sonrasında bir milyon insan hayatını kaybedecekti’
İran-Irak Savaşının maliyeti, “150 milyar dolar ABD dolarıdır!”
Safı, insafı, kendi içinde inisiyatifi, hesabı, kitabı olmayan savaşlar…
Allah Resul’ünün (sav.) müjdesini verdiği Anadolu Coğrafyası, 21.asırda da İslâm Âleminin manevi şemsiyesi hükmündedir.
Yahya Kemal’in 26 Ağustos 1922’de Ordumuza İthaf ettiği o yakarışı/ 85 milyon insanımızın 7’den 70’e ezberlemesini arzu ederim;
“Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın
Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın .”
1991 tarihinde başlatılan Birinci Körfez Harekâtından 2023 Yılına kadar lütfen sağlıklı bir kafa ile olayları tefekkür edelim.
Batı Dünyası Türkiye’nin, “Misak-ı Millî Sınırlarını!” biliyor. O sınırlardan vazgeçmeyeceğini de gayet iyi biliyor. O kırmızıçizgilerde, “Musul, Erbil, Kerkük, Halep vesaire yer almaktadır!”
1984’lerden günümüze kadar devam eden, ‘terör belası…’ bu ülkeye maddi ve manevi faturasının ne kadar ağır olduğunu daha söylemeye gerek var mı?
Irak, siyasi olmasa da; sun’i olarak bölündü… Irak’ın, “demografik yapısı tamamen değiştirildi!”
2011 yılında başlayan Suriye İç Savaşıyla da, Anadolu ile bütünlüğü olan coğrafyanın da aynı şekilde mevcut demografik yapısı yerle bir edildi…
Orta Doğu 18 ülkeden oluşuyor. Bunlar, “Bahreyn, Kıbrıs, Mısır, İran, Irak, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Filistin, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye, B.A. E ve Yemen…”
05 Mayıs 2023 tarihinde Harput Hükümdarı Belek Gazi’nin şehadetinin 899.ncu yıldönümünü idrak ettik.
Tarihçiler Belek Gazi için ne derler?
“Selahattin Eyyubi ve 1. Kılıç Arslan mesabesinde efsanevi bir kahramandır…”
Belek Gazi’nin Haçlılara karşı verdiği tarihi mücadele ve başarıları üzerine Büyük Selçuklu Sultanı, “Türk Orduları Başkumandanı” tayin edecektir.
Belek Gazi, 12.yy’da tıpkı, “Çanakkale Geçilmez!” sözünden hareketle; “Erzurum’dan Halep’e kadar Geçilmez!” bir metin/ veya güvenilir duvar örecektir.
Bir şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Halep’te, gözyaşımı
Kerkük’te, gönlümü bıraktım!
Fırat Vadisinde, hüznümü
Harput’ta duamı bıraktım!
İçimizde ki sese devam edelim;
“Coğrafyamın ‘sur içinde’ kalesi
Halep gönüllerin beyaz lalesi
Ata’m, Gazi Süleyman Şah Otağı
Menbiç, Belek Gazi’nin ‘gül hamlesi’
Her zaman için söyler dururum; “Sabır mazlumun sessiz direnişi. Gönüller, şükür eder çığlığına!”
Sözüm odur ki, “sadece bir akıl, bir öfke olalım!” Şunu iyi bilelim, “Yufka yürekler çekemez bu çetin yolu!” Her hâlükârda, ‘bir olmalıyız’
İlk Körfez Krizinde (1992) kaleme aldığımız şiirin son mısralarında şöyle diyorduk;
“Kim bilir yarın nasıl doğacak?
Okun fırlamasını, zaman germekte!
Bir oyun, bir eğlence dünya mekânı
Küfrün istibdadı, ağır gelmekte
Yarab! Sen uyandır, Ümmet-i Muhammed’i
Çünkü senin yolunda imtihan vermekte!”
Beyler, efendiler… Fırat Vadisinde, “Hoyrat Esintisi…” iliklerine kadar işlemeli.
Toprak haki, tuz-ak olur/ İlim, Hikmet göç etti mi?
Dağda şaki, yolda tuzak olur/ Nefis, cana tuzak olur”
Zor ve de çetin bir coğrafya… Bu coğrafyada, ‘her bakımdan güçlü olacaksınız’
Gönül Coğrafyamızın umut ışığının da, Anadolu olduğunu bir daha söylemeliyim.