Abdulhak Akpolat

Tarih: 29.06.2022 21:04

KURBAN, RABBİMİZE YAKINLAŞMAKTIR

Facebook Twitter Linked-in

KURBAN, RABBİMİZE YAKINLAŞMAKTIR

Kerim Kitabımızda, insanoğlunun evlatla en ağır imtihanının örneği takdim edilir biz müminlere. Evlat hasretiyle yanan İbrahim Peygamber, kendisine hayırlı bir çocuk lütfetmesini niyaz etmişti Alemlerin Rabbinden. Rabbi de ona İsmail’i bahşetmişti. Nihayet babanın evlat, evladınsa can imtihanına sıra gelmişti. İbrahim (as), rüyasında kendisini kurban ettiğini söylediğinde, teslimiyet sembolü İsmail şu cevabı vermişti: “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulursun.” İbrahim, ciğerparesini alnı üzerine yatırınca Alemlerin Rabbi onları şöyle müjdeledi: “Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.”

Bu ağır, ama başarılı imtihanın akabinde İbrahim (as), sonraki nesillerce Allah’ın selamı ile anılmaya hak kazandı. İsmail (as) ise, kıyamete kadar Allah’a sunulacak her kurbanda hatırlanma bahtiyarlığına erişti. Bundan böyle biri sadakatin, diğeri ise teslimiyetin sembolü oldu.

İşte o gün bugündür İsmail’in bedelini temsil eden bir fidyenin, inananlarca Alemlerin Rabbine sunulmasıdır kurban. Kurbanı Allah’a yaklaşma vesilesi yapan şey, temsil ettiği bu bedeldir. Yeri ve zamanı geldiğinde O’nun yoluna nice İsmaillerin feda edilebileceğinin takdimidir. Ne kurbanlık hayvanın kanıdır, ne de etidir Allah’a sunulan. Bu inancı, bu bilinci, bu samimiyet ve sadakati izhar etmektir asıl olan. Nitekim Yüce Rabbimiz Kerim kitabımızda şöyle buyurur: “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; Allah’a ulaşan yalnızca takvanızdır."

Kurban, Allah’a teslimiyetin, sadakatin, kulluğun zirvesinin en güzel örneğidir. Kurban, İbrahimî iman ve kararlılığın, malın, gerektiğinde canın feda edilmesinin bir temsilidir. Kurban, Yüce Rabbimize yakınlaşmaktır. Kurbanlarımız, “kurb” anlarımızdır. Yani Allah’a en yakın olma zamanlarımızdır. Kurban, mukarrebûndan olma çabasıdır. Yani takvaya erişme arzusu içinde Yüce Allah’a yaklaşanlar arasına girebilme gayretidir. Zira kurban, takvaya; takva da Allah’a ulaştırır.

Kurban ibadetindeki hikmet, Allah rızası ile birlikte yoksulun et ve gıda ihtiyacını karşılamaktır. Böylece kurban, Müslüman toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar; sosyal adalet ve paylaşımın gerçekleşmesine katkıda bulunur. Komşuları, akrabaları, yakın olsun uzak olsun kardeşleri birbirine bağlayan ve ruhları kaynaştıran bir ibadettir kurban. Kurban, mümine malını Allah rızası için harcama ve başkalarıyla paylaşma mutluluğunu tattırır; onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Ayrıca kurban, fakirleri de bayram sevincine ortak ederek toplumun birlik, beraberlik, kardeşlik içinde huzurlu bir bayram geçirmesine vesile olur.

Kurbanla bizden asıl istenen, elimizle birlikte gönlümüzü birbirimize açmak, sevgimizi ve varlığımızı paylaşmaktır. Kurban, bir tezekkürdür, tefekkürdür, hatırlamadır. Kurban, muhtaç kimsenin hanesine muhabbet ve sevinç taşıyabilmektir; renk, dil ve coğrafya ayrımı gözetmeksizin müminler topluluğuna kardeşlik esintisi götürebilmektir. Darlık, yokluk ve açlık içerisinde yaşayan, hiç görmediğimiz, tanımadığımız kardeşlerimizin dertleriyle dertlenebilmek ve onlara bir umut ışığı olabilmektir. Kurbanlarımızla bir taraftan Rabbimize yakınlaşırken bir taraftan da kardeşlerimizle aramıza köprüler kurabilmektir asıl olan. İşte böylesi ulvi gayelere matuf kurbanlarımız, beden ülkesine hapsedilmiş ruhlarımızı yüceltir; onları geldiği yüce kaynağa, yani Rabbimize yakınlaştırır. Bu yakınlaşma, insanlığımızı daha da derinleştirir, merhamet duygularımızı harekete geçirir ve sırat-ı müstakim üzerinde sebat etmemize vesile olur.

Rabbim, keseceğimiz kurbanlarımızı kabul eylesin. Kurbanlarımızı birlik, beraberlik, kardeşlik duygularımızın pekişmesine vesile kılsın.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —