Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 09.04.2023 16:07

MESCİD-İ AKSA VE İSRAİL

Facebook Twitter Linked-in

MESCİD-İ AKSA VE İSRAİL

 “Manevi Vatanım” şiirimizde şöyle diyoruz;

“Mekke, Medine, Kudüs manevi vatanım

Gezinir semalarında uhrevi anım

En güzel örtü hayatın, “Takva Örtüsü!”

O örtüler ufkumdur, ufkumda imanım”

Bizim inanç tarihimizde, ‘üç mescit yücedir’ 

Bu mescitler, “Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve Mescid-i Nebevi!”

Mekke ve Medine’den sonra İslâm Âleminin ‘manevi dünyasını ihata eden şehir, Kudüs’tür’

Müslümanların ilk kıblesi, “Mescid-i Aksa’dır!”

Allah Resul’ü (sav.) Miraç’a; bu şehirden, Mescid’i Aksa’dan çıkmışlardır.

İsra Suresi 1. Ayette şöyle buyrulur;

“Bir gece, kendisine bazı ayetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan; çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir.” 

Bizim dinimizde, Kudüs- Mescid-i Aksa 610 yılında Müslümanların, “ilk kıblesi…” olacaktır.

Allah Resul’ü (sav) Miraç’ı bizlere anlatırken, ”Sonra Ben ve Cebrail, Beytü’l Makdis‘e girdik ve her birimiz orada iki rekât namaz kıldık”

Miraç hadisesini tefekkür ederim. İslâm’ın bizleri her iki âlemde tezyin ettiğini düşünürüm. 

Necm Suresi 15.nci ayette şöyle buyrulur; “Me’va Cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır!”

1960’lı yıllarda rahmetli dedem Hac Farizasını yaptıklarında yolculuğunun bir durağı da, “Kudüs Şehri oluyordu!” Bu bir manevi ihtiyaçtır. Miraç Vakasında, bizim ideal bir ufkumuz/ her iki cihanı kazanma gayesi vardır. 

Düşünebiliyor musunuz, Yahudilerin, Müslümanları şu mübarek ramazan günlerinde, “Mescid-i Aksa’da ibadet etmelerini yasaklamaları…” insanlığın en büyük ayıbıdır. O ayıp kendi üzerlerinde, ‘kara bir leke olarak kalacaktır’ Hiçbir zamanda affedilmeyecektir.

Maide Suresi 82.nci ayeti okuduğumuzda, Müslümanlara karşı düşmanlık bakımından en şiddetlisi, “Yahudiler ile Allah’a şirk koşanlardır!”

“İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın!”

21. Asırda İslâm Âlemini en fazla işgal acılarıyla, türlü işkencelerle, hak tanımaz saldırılarıyla birlikte en fazla meşgul eden, “Doğu Türkistan ve Filistin…” olmaktadır.

Bizler Kudüs için, Mescid-i Aksa için ne diyoruz?

“Beytü’l- Mukaddes” yani, “Bereketli kılınmış, temiz ve kutsal…” manalarında ifade ediyoruz.

İsra ve Miraç hadiselerinin vuku bulduğu, ‘manevi ihtişama sahip bulunan coğrafyamız’

Bu millet, Mekke’ye de, Medine’ye de, Kudüs’e de; canla başla emek verdi! Tarih boyunca da bu coğrafyaları ihya ve inşa etti.

Osmanlı Padişahları hiçbir zaman Mekke, Medine ve Kudüs için, “Hâkimiyetim altındaki coğrafya…” olarak çağırmamışlar! 

Bu coğrafyalar için sürekli olarak; “Hadimi/ hizmetkârı olduğumuz coğrafya!” olarak nitelendirmişlerdir.

Kudüs’ün Doğusuna gittiğinizde, “Mescid-i Aksa’yla gözyaşı döker siniz!” 

Kudüs’ün ilk fatihi, Hz. Ömer’dir. O fethinde güzel bir hikâyesi vardır.

Kudüs’ün bir diğer fatihi ’de, Selahaddin’i Eyyubi’dir. 

Harput Hükümdarı Belek Gazi, 18 Nisan 1123 tarihinde yapılan bir savaşta Kudüs Kralı Baudoun’i yenerek esir alacaktır. Belek Gazi, Selahattin Eyyubi, 2. Kılıçaslan ile birlikte İslâm Âleminin büyük kahramanı olarak anılacaktır.

1196-1270 tarihleri arasında 7 Haçlı Seferi olacaktı… Haçlı Seferlerinin nihai hedefinde tabi ki, “Kudüs Şehri…” yer almaktadır. 

Haçlı Seferleriyle birlikte Batı Dünyası, “büyük bir medeniyetin varlığına şahit olacaktır!” 

Batı Dünyasının asıl aydınlanması, “İslâm Medeniyeti sayesinde olacaktır!”

1516 tarihinden,  Aralık 1917 tarihine kadar, Beş asır boyunca Kudüs, Türklerin himayesine girecektir. 

Bu yıllar, Kudüs Şehrinin de tamamen; “Sulh ve Barış Yıllarıdır!”

Tekrar ifade etmeliyiz ki, Ramazan Ayının şu güzel günlerinde, İsrail Polisinin Mescid-i Aksa’ya çirkin saldırıları üzücü olmanın ötesinde, ‘insanlık suçudur’

Böyle bir suça, ‘sessiz kalınmamalıdır’

Sadece Türkiye değil, Dünya ayağa kalkmalıdır!

Filistinli Müslümanların ibadet özgürlüğü ellerinden alınmaktadır.

Aynı zihniyeti, Doğu Türkistan’da da yaşamaktayız!

İnsan olmanın ötesinde, ‘haddi aşan kıpkızıl bir tavır’ kendisini gösteriyor

Böyle bir vebale, ‘yüksek sesle’ dur demeliyiz. 

Sivil Toplum Örgülerimiz maalesef, ‘hem Doğu Türkistan ve hem de Kudüs/ Mescid-i Aksa davasında’  zayıf kalıyorlar. Böyle olmamalıdır… Milyonların haklı bir davada ayağa kalktığını düşününüz! İsrail’de, Çin’de milyonların yükselen sesi karşısında fazla direnemezler! 

Bizim istediğimiz, “Milli Şuurun gönüllerde tutuşturacağı yangındır!” 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —