MUŞ DENİNCE AKLA…
Bedrettin KELEŞTİMUR
Muş denince akla; Tarihi Malazgirt-1071, Fırat’ın en büyük kolu Murat, Türkiye’nin üçüncü büyük Ovası, Muş Ovası, Muş Lalesi ve Alparslan Üniversitesi gelir…
Muş ilimizde, en ağırlıklı isim, “Alparslan…” ismidir. Muş İlimiz, ‘vatan türkülerinin söylendiği…’ aziz diyarımızdır. Muş Ovası’nın dört bir yanı, ‘başında dumanı eksik olmayan’ yüksek dağlarla çevrili… Muş İlimizin havası ne kadar soğuk olsa da, ‘insanı sıcakkanlı…’ asil bir ruha sahiptir.
Muş İlimiz, ‘sessiz, sedasız, sükûnet içerisinde…’ her bakımdan gelişen bir ilimizdir. Tabi ki, bunda en büyük payı da, “Muş Alparslan Üniversitesi’nin oynadığını…” söyleyebiliriz. Muş İlinin, ‘sosyal, kültürel ve iktisadi çehresinin her geçen yıl değiştiğini…’ rahatlıkla söyleyebiliriz.
YÖK’ün Lisans Atlasında, “Muş Alparslan Üniversitesine…” dikkatlerimizi gezdiriyoruz. www.alparslan.edu.tr Web Sitesinden de, ‘geleceğin incisi…’ olarak gözlemlediğimiz; “Alparslan Diyarı…” olarak da anılan, tarihin bu kadim şehrinin ‘ilim ve irfan ocağında…’ gönüllerinizi ısıtabilirsiniz. Muş Alparslan Üniversitesi Kampüsü, Rektörlük, “Diyarbakır-Kulp Yolu 7.km de,
“bir milyon 444 bin 200 m2’lik…” bir alanda yer alıyor.
Muş Alparslan Üniversitesinin; “46 Önlisans, 40 Lisans, 50 Yüksek Lisans, 8 Doktora Programı yer alıyor…
Muş Alparslan Üniversitesinde; “5.777 Önlisans, 7.245 Lisans, 887 Yüksek Lisans, 60 Doktora Öğrencisi…” bulunuyor.
Muş Alparslan Üniversitesinde; 2023-2024 yılı itibariyle, “188 Öğretim Görevlisi, 94 Doçent, 109 Araştırma Görevlisi, 27 Profesör, 224 Doktor Öğretim Üyesi…” toplamda, “642 Öğretim Elemanıyla…” Artık bu sayılara izafeten bu nezih şehrimiz için, “ İlim Muhiti…” içtenlikle söyleyebiliriz.
Yurt kapasitesinin, ‘6.838…’ gibi önemli bir rakama ulaştığını görüyoruz. Muş Alparslan Üniversitesi; “Laboratuvarları, Spor Tesisleri, Spor Takımları, Öğrenci Toplulukları, Çarşısı…” ve yıl içerisinde gelişen altyapısıyla da göz dolduruyor.
Muş Alparslan Üniversitesinin bünyesinde; “Fen Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Diş Hekimliği Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, İletişim Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Bulanık Meslek Yüksek Okulu, Malazgirt Meslek Yüksek Okulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu, Teknik Bilimleri Meslek Yüksek Okulu, Varto Meslek Yüksek Okulu, Yabancı Diller Yüksek Okulu, İktisat Bölümü, İşletme Bölümü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü…” yer alıyor.
İnşallah bu bölümler arasında, gelecek yıllar içerisinde, “Tıp Fakültesini de…” görmek hayal olmaz!
Muş İlimizin, ‘tarihi ve kültürel açıdan da…’ çok güçlü/ veya köklü bir potansiyele sahip olduğunu da söyleyebiliriz. Özellikle de, son yıllarda, “Malazgirt-1071’in en üst seviyede Cumhurbaşkanımızın katılımıyla kutlanması…” Türkiye’nin ve de Türk Dünyasının dikkatlerini, “Muş İlimize çekmesi…” oldukça önemlidir. Malazgirt-1071’de, bu milletin de, ‘Vatan Yolculuğu…’ başlıyor. O vatan yolculuğunun, ‘Kızıl Elması…’ şüphesiz ki, “İstanbul-1453…’ oluyor. O kutlu fetih te, “Allah Resul’ünün (sav), 8 asır öncesinden müjdeleri vardır.” Bu millet, “Bin yıl İslâm’a hizmet ve bayraktarlık etmiş…” mualla bir sıfata sahip olan bir millettir. Muş İlimizle birlikte bizler öncelikle, ‘tarihi ve onun kadim zenginliklerini…’ konuşuruz. Ecdat, ‘sadece fetihlerle kalmamış…’ toprağın üzerini de inşa ve ihya etmiştir. Anadolu’da, “Divriği’den Bursa’ya kadar Uzanan Ulu Camiler…” her biri, bu coğrafyanın aynı zamanda, ‘fetih/ veya ‘fütüvvet camileridir’ Muş İlimizin, fütüvvet kültürünü günümüze taşıyan eserleri arasında; “Kalesini, Çarşısını, tarihi Ulu Camisini, tarihi Köprüsünü, Hanlarını, Çeşmelerini vesaire…” söyleyebiliriz. Muş İlimizde, ‘sıklıkla tarihi tefekkür ederim…’
Güzel Türkiye’mizin her ilinde olduğu gibi, Muş İlimizde de, ‘bizleri büyük ve tarihi izler bırakacak görevler bekliyor…’ 85 milyon insanımızın kalbi, Anadolu’yu bizlere ebedi vatan yapar kutsi bir diyarda, ‘Malazgirt-1071’de atıyor…’ O halde, bizlerin de bu tarihi ve nezih vatan şehri üzerinde daha fazla titrememiz, hassasiyetimizi giderek daha da yoğunlaştırmamız gerekmektedir. Bu şehir, ‘daha fazla ve daha büyük hizmetlere layıktır…’ Bunun, millet olarak farkında ve şuurunda olmalıyız.
TABİAT DERSİ…
Bir Kızılderili Öğretisi diyor ki:
“Bir atın susuzluğunu giderdiği yerden su iç; çünkü At hiçbir zaman kötü su içmez. Kedinin yattığı yerde uyu; kurdun değdiği elmayı ye. Sivrisineklerin yerleştiği mantarları korkusuzca topla. Köstebeklerin kazdığı yere ağaç dik. Yılanın ısınmaya durduğu yere ev yap. Sıcak günlerde kuşların yuva yaptığı yere kuyu kaz. Horozlarla beraber uyu ve uyan ki, tüm gün için en sarı mısırlara ulaşabilesin. Daha çok yeşillik ye ki, bir hayvandaki gibi güçlü bacaklara ve dayanıklı bir kalbe sahip olabilesin. Daha çok yüzmeye git ki, dünyada kendini bir balığın kendini denizde hissettiği gibi hissedebilesin. Daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara; böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. Konuşmak yerine, daha çok sessiz kal. Böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek."