ŞEHİTLİK ÜZERİNE…
Bedrettin KELEŞTİMUR
Sen kimsin diyen o gafile/ veya gafillere, ‘dilinin söylediğini kalplerinin tasdik etmediği…’ kendilerini uyanık sananlara elbette sözümüz, Allah Resul’ünün buyurdukları gibi, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim…” ışığı altında olacaktır.
Nisa Suresi 69 ayetinde şöyle buyrulur; “Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, İşte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği Peygamberler, Sıddıklar, Şehitler ve Salihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadaştırlar”
Bizlerin en soylu duası da, yakarışı da, “kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse…” istikametinde olmuş ve inşallah son nefesimize kadar da, “Onlar ne güzel arkadaştırlar…” çağrısına aklımızla, izanımızla, fikrimizle, zikrimizle yönelmektir.
Bakara Suresi 154 ayetinde şöyle buyrulur; “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız!”
Bin yıl İslâm’a bayraktarlık yapan bu millet, ‘kendilerine yüce hedefleri…’ seçmişlerdir.
“Irak’ın kuzeyinde yürütülen Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde 12 vatan evladı/ Mehmetçiğimiz şehadet şerbetini içmişlerdir…”
Coğrafyayı vatan yapan şehitlerimizi, gazilerimizi her zaman rahmetle, minnetle, şükranla anmaktayız. Şehitlerimize; Selâm, Selât ve Dualarımızla, Fatihalarla, Yasinlerle ancak kalbi yakınlık kurabiliriz.
İstiklâl Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy; “Vatan için ölmekse kaderim, böyle kaderin ellerinden öperim!” Allahuekber…
En fazla gönül muhabbeti kurduğum şairimiz, Orhan Şaik Gökyay, ‘bu vatanın asil ve soylu sahiplerine seslenirler...’ Birlikte o soylu sese kulak verelim;
“Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıra dağlar gibi duranlarındır
Bir tarih boyunca onun uğrunda,
Kendini tarihe verenlerindir!”
Lütfen Akif’i, onun eşsiz eseri, Safahatı okuyalım ve okutalım… Safahat’tan,
“Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer,
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi…”
Şehitlerimizin, Gazilerimizin ruhaniyetiyle inşallah daima birlikteyiz. Kalbimiz onlarla birlikte atmaktadır. Bu milletin sağduyusu o kadar güçlüdür ki, onu ifade edebilmek ancak o ruhani halete dokunabilmekle mümkündür, ancak…
“Sahipsiz olan vatanın batması haktır,
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır!”
Necip Fazıl Kısakürek, “Şehitlik ve Gazilik Kavramlarını…” şöyle ifade ederler;
Şehit, Allah’ın ismini îla yolunda yükseltme yolunda canını veren ve bu dünyasını feda eden insanın ismidir. Tam İslâm aksiyoncusunun ismidir. Gazi de o yol da muvaffakiyetiyle yürüyen ve dünya çapında zafere erendir!”
Rahmetli N. F. Kısakürek bir şiirinde de ‘şehadeti’ şöyle anlatırlar;
“Ölüp de ölmeyene, ölüm cana minnettir. Ey hak için can veren, ölümün ne nimettir.”
Bizler nefsimizle, heveslerimizle hareket etmekten, insanları kırmaktan da kaçınırız.
Hz. Ali (kv.), “Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. Lakin vatanınıza, milletinize fenalık eden bir kimseyi asla affetmeyiniz…”
Şehitlik bir ulu makam… “Allah yolunda canını feda edeni bir Müslüman’a şehit denir.”
Allah Resulü (sav) buyuruyorlar;
“Emin, doğru sözlü ve Müslüman bir tacir, kıyamet günü şehitlerle beraberdir.”
Şehitlerle arkadaş, onlarla birlikte olmak mümkün mü?
‘Emin, doğru sözlü olmak, adil olmak, şehadeti kalbinde taşımak…’
Bayrak Şairimiz gençliğin gönül dünyasını titretir;
“Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!”
Bu sözleri lütfen, ‘afaki olarak’ düşünmeyin!
Ruhunuzun derinliğinde defalarca tefekkür edin…
Öncelikle, ‘niyetiniz, ameliniz, istikametiniz olsun’
Kalpleri Allah aşkıyla cilalayan şu Hadisi iyi okuyalım;
“Şehitliği gönülden arzu eden bir kimse, şehit olmasa bile sevabına nail olur.”
Elbette, “Şehitler Tepesi boş değil…” Orayı, ‘şehadeti arzu eden müminleri ruhaniyeti dolduruyor’ Akif’in, “Çanakkale Şehitlerine” kaleme aldıkları şiirinden,
“Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedri’n aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem sığmazsın”
Allah Resulü (sav), ‘Bedir Savaşı’ sırasında şöyle buyururlar;
“Bugün düşmandan yüz çevirmeyip sebat eder, şehit düşerse, Cenab-ı Hak elbette onu cennet koyacaktır. Bugün şehit olanlar Firdevs Cenneti hazırdır. Hücum ediniz, hamle ediniz!”
Allah’ın Resulü (sav) buyururlar;
“Allah’a iman etmek ve Allah yolunda cihat, amellerin en faziletlisidir!”
İman etmek; kalbi ve hasbi düşünmek…
Dünya menfaatlerini, ‘şan, makam, şöhret, itibar) bir kenara iteceksiniz.
Şehadet, insanın bütün varlığıyla kendisini Allah’a teslim etmesidir…
O teslimiyette, ulvi bir fedakârlık vardır…
“Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yâ Rabbi
Senin uğrunda ölen ordu budur Yâ Rabbi
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın
Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın”
Şehadet… O kavramı, ‘duyarak’ mümkünse, ‘dokunabilmek’ İlahi rızayı kazanabilmek…
Allah Resulü (sav) buyuruyorlar; “Vallâhi ashâbımla birlikte Ben de şehit olup, Uhud Dağı’nın dibinde gecelemeyi ne kadar isterdim!”
Şehadeti düşünmek, ruhaniyetinizi; ‘cepheye taşımak…’ Bu bir sevdadır, bu bir aşktır, bu bir ihlastır…
Başka milletlerin değil, bizim tarihimizde;
“Şehitler, Gaziler, Kahramanlar Günü…” vardır, efendim
19 Eylül 1921 Sakarya Meydan Muharebesinin kazanıldığı gündür;
19 Eylül, Kahramanlar ve Gaziler Günüdür…
18 Mart, Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günüdür…
Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz… Gazilerimize minnet borçluyuz…