ŞİİR RUHUMDAN ESEN FIRTINALAR
Bedrettin KELEŞTİMUR
Şiir, ruhumdan esen fırtınalar
Şiir, aklın ötesinde ilhamdır
Gönülde mayalanır, aşka boyanır
Abı hayat suyu ile yıkanır
Gafiller, ilhamı vesvese sanır
Masivadan uzak söz incileri
KUR’AN İNFAK DER...
Kur'an infak der, iyilik emreder
Hayat bize iyileri resmeder
Ahir zamana sermayen nedir, der?
İlim, hikmet, marifet, iyilik mi?
Ölmeden önce tartını iste!
Tartın, güzel bahtın, sükûtun olsun
TEKNOLOJİDE...
Teknolojide yaman çağ atladık
Serveti ikiye üçe katladık
Aman diyene kulaklar tıkalı
İnsan kendi nefsine fiyakalı
Basireti kapalı, ufku dar;
Bir dünya inşa etti zamane
Kalmadı gelenek, ne de anane
MURAT VADİSİ
Tüneller, arka arkaya dizili
Murat Vadisinde yürür trenler
Murat Nehri, yol boyu arkadaşım
Yol boyu tarih dersi verir bize
Düşlerim, sanki mazide konaklar...
Konaklar, tarihi yapan servetler...
KIŞ GÜNLERİ
Kış günleri, kısa, soğuk, kederli
Hoş sohbet evler, divanlı, sedirli
Garip gönlüm dünyaya hasarlı
Gözyaşından başka bir şey vermedi
Çilesine tebessüm ettim, geçtim
FIRAT KENARINDA
Fırat kenarında sükûta erdim
Binlerce yılı zamana serdim
Tarih konuşsun dile gelsin dedim
Sazın tellerinde çalınır derdim
Dünya bir oyun eğlence, kedermiş
Oyun bitmez ölüm yolunu kesermiş
BU DÜNYA
Bu dünya hem çetin hem de metin
Ömür boyu besler seni ümidin
Ümidine yelken açar niyetin
Dünya derya; deryada serüvenim
Serüvenim, kâh çetindir kâh metin
BİR FIRTINA ESTİ...
Bir fırtına esti farkında mısın?
Yolumuzu kesti, arkında mısın?
Nedir kastı, zamana kurşun döktü!
Bütün değerleri yerinden söktü
Değişti... Gaye, ufuk, ideali...
Ah! Kökünden kopardılar maziyi
Nasıl yürür atiye, bunca handikap?
Aklım fikrim bu teraziyi tartmaz
EY DOST
Ey dost, hergün tevhitle kalbi yıka…
Her cana, tebessümle dağıt, sadaka
Ömür merdiveninden çıka çıka;
Sen Hakk’a kul ol, gözden perde kalkar
Sükûnetle endişen bir bir kalkar!
KAÇIRDIĞIM GENÇLİK
Söyle, gençliğinde ne kadar koştun?
İşine, aşına ne kadar coştun!
Ferhat oldun mu, aşılmaz dağlara?
İhtiyar dünyam, başıma dert aştın!
Artık kalk gidelim gençliğe desem?
Gözyaşım belki uzanır gençliğe!
Fatihlerin fethettiği çağlara;
Aklım, fikrim, yüreğim feda olsun…
TARİHİN BAŞLADIĞI YERDE
Gönlüm, tarihin başladığı yerde
Çığlığın, feryadın bittiği yerde
Mehmet’imin ayak bastığı yerde
Mazlumun ayağa kalktığı yerde
Yürürüm bir büyük sevdaya doğru…
Malazgirt’te başlar, asrın müjdesi
Alperen ruhudur, fethin gözdesi
İstanbul, İslâm’ın kutlu sözdesi
Yürür millet bir büyük fethe doğru
HIFZEDECEKSİN...
Hıfzedeceksin Kur'an ile âlemi
"Ikrâ" der, adaletle kur kelâmı
Kalbi, hasbi olarak ver selâmı
Es rüzgâr, bulut bulut nağme söyle
Rahmet serinliği ruhlara inşirâh...
Ey merhamet! Gönüllere devasın!
Takva elbisesi... En ulvi sevda
O sevdanın sırrı, "çöle inen nur"
FIRAT İÇİN
Fırat, narin, zarif, içli bir yolcu
Derin vadilerin çağlayanı
Ferhatların gözyaşı, ağlayanı
Toprağa gönül bağlayanına dost...
Fırat, bir medeniyet, hoyrat nehri
YIKIK DUVARLAR GİBİ...
Yıkık duvarlar gibi gönlü kırık
Damar damar yürür sanki hıçkırık
Gözlerim bulut bulut ağlayamam!
Sabır çeker zamanı durak durak
Nice çürük ilmekler, bağlayamam!
BU KIŞ DAHA FARKLI
Bu kış daha farklı, daha bulutlu...
İnsanım daha mutlu, daha huzurlu
Kar, yağmur, gök gürültüsü ve sis...
Bugün masmavi bir güne uyandım
Toprağın üstünde bembeyaz örtü...
Işık yağmuruna düşlerim düşer
Düşlerim, kar üstünde çiçek çiçek...
PAYLAŞMA
Portakal, dilim dilim pay edilir
Ayaklar, bir bütün vücudu taşır
Yavru balalar, kundakta sevilir
"Layla" deriz, coşkulu her ninniye
Ağır aksak ihtiyarın duası
Şükürle, nimeti paylaşan diller
Muhabbette sözcükler pay edilir
Aşktır, insanı; insan olmaya taşır