Abdulhak Akpolat

Tarih: 26.03.2023 14:35

TAKVA

Facebook Twitter Linked-in

TAKVA

Kur'an-ı Kerim’de üzerinde önemle durulan kavramların başında takva kavramı gelmektedir. Takva, Kur’an’da 258 defa kullanılmıştır. Takva; “vikaye” kökünden türemiş olup sözlükte korunmak, sakınmak, bir şeyi ıslah edip düzene koymak gibi anlamlara gelir. 

Dinî bir kavram olarak ise takvâ; “Kişinin itaatte bulunarak nefsini Allah’ın korumasına bırakması ve bu suretle, âhirette zarar ve elem verecek şeylerden kendini iyice koruması” şeklinde tarif edilmiştir. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” (Al-i İmran, 3:102.) 

Sahabe-i Kiram’dan İbn Mes’ud (ra) bu ayet-i kerimeyi şöyle tefsir etmiştir: “Allah’tan gereği gibi sakınmak, O’na asi olmayıp itaat etmek; nankör olmayıp şükretmek ve O’nu unutmaksızın hep hatırda tutmaktır.”

Takvâ, insanı Allah’tan ve Cennet’ten uzaklaştıracak, Cehennem’e yaklaştıracak günahlardan uzak durmaktır. Takvâ, nefsin arzularını terk etmek ve haramlardan sakınmaktır. Takva; Allah’tan korkarak günahlardan kaçınmakta, Allah’ın emir ve yasaklarına uymakta titizlik göstermek, Allah’ın himayesine girmek, emrini tutup azabından korunmaktır, şeklinde de tanımlanmıştır. (el-Müfredat fi Garibi’l-Kur’ân, s 530.) 

Takvâ; mü’minin, Allah'ın emir ve yasaklarına uyma konusunda titizlik göstermesi, yaşantısının her safhasında ölçülü ve tutarlı, dinî hükümler karşısında duyarlı olması anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim, takvâyı üç mertebede zikretmiştir: 

Birincisi, belki en önemlisi, insanın ebedi azaptan kendini korumak için Allah’ı inkâr etmekten, O’na ortak koşmaktan, münafıklıktan sakınmasıdır. 

İkinci mertebe, büyük günah işlemekten ve küçük günahlarda ısrar etmekten uzak durup farzları yerine getirmektir. 

Üçüncü mertebe ise kalbi Hak’tan alıkoyacak her şeyden uzak durup gönlü tamamen Yüce Mevlâ’ya bağlamaktır ki, bu mertebe, takvanın en üst mertebesidir.

Takvâ kelimesinin en güzel tanımını, Hazret-i Ali (ra) yapmıştır: “Takvâ, Allah’tan korkmak, Kur’ân ile amel etmek, aza razı olmak ve ahiret yolculuğu için hazırlanmaktır.”

Takva, Allah'ın peygamber gönderdiği bütün milletlere kesin emridir ve Peygamberlerin ortak hedefidir. Yüce Rabbimiz Nisa Suresi’nin 131. ayet-i kerimesinde mealen şöyle buyurmaktadır: “Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de size de ‘Allah’a karşı gelmekten sakının.’ diye tavsiye ettik.” 

Bütün peygamberler, tevhid ve hidayete davet ettikleri milletleri, takvaya da çağırmışlardır. Niçin bütün peygamberler toplumlarını takvaya davet etmişlerdir? Çünkü kalbine takvâ duygusu yerleşmiş olan insan, kendine veya çevresine zarar verecek kötü davranışlarda bulunmaktan uzak durur; harama el uzatmaz. Takvâ duygusu, onunla kötülükler arasına set çeker. Onu iyiliklere, güzelliklere, hayırlı ve sâlih amellerde bulunmaya sevk eder. Bu niteliklere sahip bir insanın başına polis veya jandarma dikmeye ihtiyaç kalmaz. Çünkü bu nezih insanlardaki oto kontrol dediğimiz nefis muhasebesi, gözle görülmeyen bir polis veya jandarma gibi aktif bir şekilde faaliyette bulunur, onları her türlü kötü fiili işlemekten alıkoyar.

Kur’ân’a göre takvâ, kişinin Allah katındaki değer ölçüsüdür. “Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” anlamındaki Hucurat Suresi’nin 13. ayet-i kerimesi bunun açık delilidir. Sevgili Peygamberimiz de veda hutbesinde aynı durumu şöyle izah etmiştir: “Ey insanlar! Rabb’iniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arabın Arap olmayana; Arap olmayanın Araba bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, ancak takva iledir. Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”(Müslim, Hac, 19, I, 889.)

Sözlerimi Hazret-i Peygamber (sav) Efendimiz’in bir duasıyla bitiriyorum: “Allahım! Senden hidayet, takva, iffet, maddi ve manevi zenginlik isterim.” (Riyazu’s-Salihin 1, 105.)

 

                                                                                                             Abdulhak AKPOLAT

İl Başvaizi


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —