Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 20.12.2023 18:14

YAŞADIĞIMIZ ŞEHİRDE

Facebook Twitter Linked-in

YAŞADIĞIMIZ ŞEHİRDE

Bedrettin KELEŞTİMUR

İçerisinde yaşadığımız şehirde öyle bir sevda iklimi hazırlayalım ki, “yaşanabilir şehir ortamında bir büyük ufuk açalım!” 

Özellikle de şehrin yöneticileri, ileri gelenleri, iş dünyası, aydınları, basın camiası bir arada, ‘ortak bir akıl, ortak bir şuur, ortak stratejiler oluşturarak…’ her alanda büyük bir katma değer oluşturabilirler…

İnancımız bizlere neleri emrediyor, “İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun!”

Büyük İslâm âlimi Farabi, “erdemli insandan erdemli şehre…” diyor!

Sizlere, iç ve dış dünyanıza tebessüm edebilen, ‘nitelikli bir şehir…’

Bir şehirde elbette ki, öncelikle; “istikrarı, sağlığı, kültür ve çevreyi, sporu ve eğitimi, güzel sanatları ve altyapıyı…” şehrin yüksek potansiyeli olarak gördüğümüz; ‘ilim, ahlak, adalet ve moral değerleri…’ ile birlikte ihya ve inşa edeceğiz.

Allah Resul’ü (sav) buyuruyorlar, “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (kâmil manada) iman etmiş olmazsınız!” 

“Yaşanabilir şehri ortamı…” tarih ve kültür iklimini de kendi içerisinde besleyen ‘yüksek bir sevgi ve yüksek bir moral iklimiyle…’ oluşuyor. 

Sevgi ikliminde, ‘merhamet ve şefkat tohumları yeşerir…’ 

Dostluklarla, ‘gönülden gönüle bağlar kurulur…’

Böylelikle, ‘barışın, huzurun, güvenin de…’ temelleri atılır.

Bizim en büyük düşmanımız, ‘kin, nefret, öfke, kıskançlık, çekememezlik vesaire…’

Dikkat edilirse, ‘insan unsuru…’ olmazsa olmazımızdır. 

Sadece içerisinde yaşadığımız şehri değil, “780 bin km2 vatan coğrafyamızı bir bütün olarak düşüneceğiz!” 

Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Antalya’ya kadar, ’81 Vilayetimizin kalkınmasına aynı nazarlarla bakacağız…’ 

“Yaşanabilir Şehirlerimizin…’ siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel analizlerini sürekli bir şekilde yapmalıyız… Burada Üniversitelerimize de önemli görevler düştüğünü ifade etmek isterim.

Bizleri en fazla üzen de, “kalkınmışlıkta bölgeler arası uçurumdur!” 

Ülkemizin doğusu ile batısını, kuzeyi ile güneyini, ‘azami ölçüde belli refah seviyesinin üzerindeki standartlara taşımalıyız…’ 

Güzel bir niyet, sâlih bir amel ve istikamet bizlere neleri kazandırmaz ki!

Yaşadığımız Şehirde olsun, ülkemizin dört bir yanında olsun, ‘senlik-benlik/ veya enaniyet duvarlarını yıkacağız’

Bilimde, Sanatta, Kültürde, Eğitimde, Sağlıkta, İktisadi Hayatta… Evet, belli hedefler koyacağız! 

Şunu gayet iyi biliyoruz ki, “her şehrin kendisine özgü potansiyeli/ veya öne çıkan marka değerleri var…” O değerlere aşina olacağız. Asrın birikimini/ veya teknolojilerini/ imkânlarını çok iyi kullanacağız…

Türkiye’mizde, “yaşanabilir şehirlerin genel puan endeksine baktığımızda…” İlk sıralarda yer alan İstanbul, An kara, İzmir, Tekirdağ, Kocaeli, Antalya Şehrimiz ile son sıralarda yer alan; Siirt, Hakkâri, Şırnak, Muş illerimiz arasında, ‘dağlar kadar fark var’

Burada bizim söylemek istediğimiz nedir?

Şehirlerimizin, ‘yaşanabilir hayat standartlarını hızla yükseltmeliyiz…’

Türkiye’nin, ‘en yoksul şehirlerini de…’ biliyoruz!

Türkiye’nin, ‘en zengin şehirlerini de...’ biliyoruz!

Türkiye’nin, ‘en ucuz şehirlerini de…’ biliyoruz!

Türkiye’nin, ‘en zengin şehirlerini de…’ biliyoruz!

Asıl gönülden arzuladığımız, ‘siyaset bilimi…’ bizlere ne diyor?

“Büyük Türkiye İdeali…” O ideali bizler, ‘topyekûn kalkınma ile yakalayabiliriz…’

Önümüzde bir seçim var… ‘Mahalli İdarelerde Köyümüzden, Mahallemizden, Beldemizden, İlçemizden, Şehrimizden Yöneticilerimizi ve Yerel Meclisimizi Seçeceğiz!’

Ra’d Suresi 11.ayette ne buyruluyor; “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez…”

İçimizden en iyilerini seçme azmi ve gayreti içerisinde olmalıyız. 

Şura Suresi 38.ayette de şöyle buyrulur; “işlerini birbirlerine danışarak yaparlar!”

Bilge İnsan Aliya Izzetbegoviç, “Elimde olsa Doğu’daki bütün okullara eleştiri kültürü dersi koyardım!” 

Bizim en büyük eksiğimiz, ‘eleştiriye açık değiliz’ 

Eleştiriye açık olmadığınız zaman, ‘ilimde, hikmette, marifette, istişarede, hür iradede ve de aklıselimde önemli roller oynayamazsınız…’ 

“Yaşanabilir Şehir Kavramı…” üzerinde ne kadar tartışabildik… Şehirleşme Kültüründe, ‘olması gereken iklim üzerinde…’ kendimizi ne kadar yoğunlaştırabildik?

Şehirlerimizin mevcut potansiyelleri üzerinde stratejiler geliştireceksiniz… Öncelikle insanımızın refah seviyesinin yükseltilmesi bağlamında şehirlerimiz, ‘seferber olmalıdır…’

Tüketim ekonomisinden/ veya İsraf ekonomisinden süratle, Üretim ekonomisine/ veya Verim ekonomisine dönüşümü gerçekleştirebilmeliyiz…

Türkiye gerçeğinde ne vardır; “Deprem Gerçeği…” 

O gerçeği ne Erzincan Depremi sonrası, ne 1999 Gölcük Depremi sonrası ve ne de, ‘günümüzde…’ hala işi ağırdan alıyoruz! Vatan Coğrafyamın herhangi bir Deprem Kuşağında, ‘felaketi niye bekleyeyim’ 

Yerel Seçimlerde, ‘içimizden en iyilerini seçme konumunda seçici olacağız’ 

İl Özel İdare ve Belediye Meclis Üyeleri dendiği zaman, ‘gönül alkışlarımızla içimiz huzur ve güven içerisinde olsun…’ 

1970’lerin, 1980’lerin Belediyeleri, ‘sadece altyapı hizmetleriyle…’ anılırdı. Daha sonra, ‘sosyal belediyecilik kavramı…’ konuşulur oldu. Günümüzde, bu kavram daha da şumullaştı… 

Artık, 21.asırda modern şehir anlayışını bir bütün olarak değerlendirelim… 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —