YOLU KÖPRÜYÜ SEVERİM
Son bir haftadır, “Pertek Köprüsü!” şehrin gündeminde…
Siyasi irade nihayet, ‘beklenen müjdeyi…’ veriyor.
Bizim coğrafyamız, ‘medeniyet coğrafyasıdır’
Bizim medeniyetimiz, ‘vakıf medeniyetidir’
O vakıf şuuruyla Anadolu’yu bir baştan öte başa geziniz!
Her adımınızda, ‘tarihi soluklarsınız’
Her eser tarihi kimliği ile hatıraları ile hafızalarda yer almıştır…
O sebepledir ki, bizlerin ruhaniyetine tesir etmiştir;
Yolu severiz, yol ile birlikte köprüleri severiz…
Suyu severiz, su ile birlikte çeşmeleri/sebilleri severiz…
Yol kenarına dikilen ağaçları/ hayratı/ hasenatı severiz…
İhlas ile gönül yolculuğunu severiz…
Yolcu konaklamayı sever. O sevgi yolcuyu nice hanlar ile buluşturur.
Kültürümüz bir ilim, irfan, marifet kültürüdür…
O kültür bizleri, ‘okullara, kütüphanelere, külliyelere götürür…’
Işığı, aydınlığı severiz; insanımıza ışık veren kâmil insanlar, aksaçlıları, âlimleri severiz
İsterim ki, ülkemde hamiyetli yüreklerle, ‘sevgi yürüsün’
O sevgiyle geçmişe olan bağımız daha da canlansın, geleceğe dal ve budak salsın!
Her Anadolu şehrinin ‘fütüvvet dili ile birlikte tarihi mührü…’ sizlerde sımsıcak bir milli tarih şuurunu uyandırır.
Divriği’den Bursa’ya, Harput’tan Edirne’ye Ulucamiler, her biri bu milletin manevi rıhtımıdır…
Ticari Mekânlar; Bedesten, Han, Arasta, Kapalı Çarşı…
O mekânlar bizlere, “Ahilik Kültüründen/ ahlak abidelerinden/ tartıda ve ölçüde hamiyetli bir duruştan haberdar eder…”
Murat, Karasu/ Fırat’ın üzerine kurulan tarihi köprüler…
Gönülden gönüllere muhabbet köprüleri kuran öyle nezih bir milletiz ki,
Anadolu’yu bir baştan öte başa, ‘cennet bahçesine…’ çevirmekse,
Elbette ki, ‘vatan sevgisinin bir tecellisidir…’
İnancımız ne için sıla-i rahim yapınız diyor?
“Ata yurdunu ihya, inşa ve imar etmek için…”
Gayenin içerisinde, ‘gayretiniz…’ olacak!
Hayretin içerisinde, ‘hasretiniz…’ olacak!
Yollar ve Köprüler birlikte telaffuz edilir…
O yollarda, ‘çeşmeler/ sebiller…’ sizlere vakıf zihniyetinden, erdemli insan dokusundan haberdar eder.
Malazgirt-1071 tarihinden günümüze o şanlı zaferlerin, ‘adaletle taçlandığını…’ tarih şuuru içerisinde görmek/ ona bilgiyle dokunmak; öyle ki vicdanları titretiyor…
Arif Nihat Asya ne güzel söylemişler;
“İçimizden biri köprü olmaya razı olmazsa; Biz kıyamete kadar, bu suyun kıyılarında bekleriz!”
Köprü olmak! Fikirde, düşüncede, marifette, liyakatte, ehliyette veya bilumum değerlerde…
Asıl idealizm budur!
“İki yakayı bir araya getiren köprüdür!”
O iki yakayı sizler; maddi veya manevi anlamda düşünün!
Bilgeler, Âlimler, Arifler, Sanatçılar… Maziden atiye köprü kurar.
Kâh Alparslan’ı, Kâh Fatih’i, Kâh Mimar Sinan’ı, Kâh Yunus’u vesaire…
İki yakamızı bir araya getiren köprüler elbette ki, hafızalarda ilanihaye/ kıyamete kadar hayırla anılarak yaşayacaktır. Ümit Yaşar Oğuzhan ne diyorlar; “Şiir bir köprüdür madde ile ruh arasında…”
Atatürk’ün Türk Dünyası ile ilgili meşhur bir sözü var;
“Dil bir köprüdür, İnanç bir köprüdür, Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli!”
Yollar üstüne, köprüler inşa edelim. Çeşmeler/ sebillerle yolları ihya edelim. Yol kenarlarına ağaç dikelim. Toprağı, suyu, havayı koruyalım! Geleceğe, ‘sevda dolu, yürek dolu mirasımız olsun’